Genis Aci
foioraf bir' tutkunu destanci
American Photo dergisi okuyuculari tarafindan 1998 yi/inda en etkiieyici kadin fotoRrafc; seçiien ye Amerika'nin en sembolik fotoraflar,nin yaraticilarindan bin olan Mary Ellen Mark',n 1963 yiiindan itibaren ABD'nin çeitli yerierinde cekmi oiduu dokümanter fotoraflardan oIuan ye dunyayi dolaan, "American Odyssey" (Amerikan Destani) isimli sergisi 10 Haziran'a kadar international Center of Photography'de New York/u fotografseverierin karisinda olacak. Geçtigimiz gunierde ICP'nin verdii "Cornell Capa Infinity Award"u (Cornell Capa Yaam Boyu Baari Odülü alan Mark lie studyosunda sergi özelinde bir soyiei gercekietirme imkânimiz oldu.
May 15, 2001
Soylesi Hulya Kolabas
Photographs by Mary Ellen Mark

802E-001-03X

Yillardir Amerika'da cekmi olduunuz fotoraflardan oluan "American Odyssey" isimli sergiden soz ederek balayalim...

Geriye dönüp baktigimda, Amerika üzerine yaptigim çahmayi uzun ye bir anlamda kutsal bir yolculuk olarak nitelendirebilirim. Oyle bir yolcuuk ki, beni bu ulkenin bir ucundan alip obUr ucuna goturen ye sayisiz insanin hayatlarina sokan bir yolculuk. Bu ulkenin neden bu kadar siradii oldugunu anlamama yardimci olan bir sürU insanla tanitim bu yolculuk sirasinda, en fakirinden en zenginine... Yolum kimi zaman harika insanlarla cakiti kimi zaman da korkunç insanlarla. Ama ne olursa olsun, tUrn aksiliklerine ragmen, benim için inanilmaz ye fotografçi olarak ufkumu genileten bir yolculuktu bu.

Birçok konuyuIkiiyi uzun y.llar boyunca takip edip, tekrar fotorafliyorsunuz. Neden?

lin bUyUsU bu. Bundan daha ilginç bir ey duunemiyorum. Bu insanlai benim arkadalarim oluyorlar, dolayisiyla hayatlarini merak ediyorum.

Bu kiiIerden bin sergide de genii olarak yer alan Tiny. Biraz b ilikiden bahseder misiniz?

Tiny ile ilk karilatigimda kendisi henuz on iki yarndaydi. Seattle'da sokaklarda yaayan çocuklar Uzerine bir roportaj yaparken ona rastladim Otoparkta ilk fotografirn çektigimde benim polis oldugumu dUUndU v€ kacmaya çaliti; kacmasini engelledikten sonra kamera karisinda hep rahat ye oldugu gibiydi. Aradan on sekiz yil geçmesine ragmen hAlâ fotograflarinin cekilmesinden keyif aliyor. Su anda be harika çocuga sa hip yalniz bir anne. Hâlâ guzel ye hayati hâlâ zor. Yaayabilmek ye co cuklarina bakabilmek için çok çaliiyor. Zengin olup cocuklarina daha iy bir hayat saglayabilmek gibi daha birçok hayali var. Buyümesini gor. mek, yillar gectikce degiikliklerin farkina varmak, çocuklarini tanimal hâlâ çok houma gidiyor. Yillar ile bUyuyen ye geIien, cok özel bir gUyen ye anlayi ornegi benim için.

Ayni zamanda yapimc:lijini üst1endiiniz ye einizin yönettii, Oscar'a aday gosterilen "Streetwise" (Sokak Uyanii, 1984) filminde de barol oynadi Tiny yanilmiyorsam?

Evet. Sokaklarda beraber yaadigi çocuklar bile onun bir yildiz olduguflu duunuyorlardi. Tiny kamera onunde duygularini tam anlamiyla açiga koyabileri nadir irisanlardan bin.

Film bittikten sonra Seattle'dan ayrilmak Uzereyken, Tiny bizimle gelip gelemeyecegini sordu. Ona bizimle yaarsa bazi artIara uymasi gerekecegini (okula gitmesi ye geceleri evde kalmasi gibi) soyledigimde bundan vazgeçti. Ama onu hiç birakmadim ye Seattle'da defalarca ziyaret ettim. Herharigi bir zor durumla kari kariya kaldiginda onu yalniz birakamam, o benim cm cok özel bir insan, çunkU hayatini hiç çekinmeden bize tamamen açti.

300E-012-22A
Mary Ellen Mark, Tiny "Halloween" (cadilar Bayrami) kostmuyle, Seatlle, Washington, 1983

Bir de Damm ailesi var uzun bir sure sonra tekrar fotorafiadiiniz...

Damm ailesini ilk olarak 1987 yilinda ikinci kez ise 1994'te fotografladim. Her iki sefer de onlarin hayatlari için cok önemli anlaroldu. 1987de Linda, Dean, Jesse ye Crissy bir barinaktan atiImiIardi. Sosyal hizmet yetkilileri ayarlayabilirse, bazi haftasonlarini bir motelde geçiriyorlardi, ama buyuk çogunlukla arabalarinda yaiyorIardi. Yedi yil sonra onlarIa tekrar kariIatigimda yine mutsuzduar, terkediImi bir ciftligi igal etmiIerdi. Jesse ye Crissy on iki ye on üç yalarindaydilar ye okula gitmiyorlardi. Ustelik iki çocuklari daha oImutu: Ashley ye Summer. Linda ye Dear ustlerindeki baskidan iyice çOkmU ye agir bir ekilde uyuturucu kullantyordu. Damm ailesi ile tekrar kariIatim çunku ‑aynen Tinyye yaptigim gibi‑ onlara telefon numarami vermitim ye istedikieri zaman beni aramalarini soyIemitim. Ayni insanlari uzun yillarin ardindan tekrar fotograflamak cok zorlu bir tecrube.

221Q–304–003
MARY ELLEN MARK, Chrissy Damm ye Adam Johnson, Llano, California, 1994

Zor durumdaki insanlari fotokra fladi,nizda, onlarin yaadikIari koullari gorunce neler duunüyorsunuz? Mu­ dahale etmek aklin,zdan geçiyor mu?

Hayir, onlarin yaamIarina mudahale etme hakkimiz yok. Hayatlarini istedikieri gibi yaamak onlarin en dogal hakki. Disipliner bir tavirla yakIaarak onlari istemedikleri bir yaam surmeye zorlayamazsiniz. HayatIan ne kadar berbat olursa olsun bu onlarin hayati. Bizim yapmamiz gerekenin sadece buna saygi duymak oldugunu duunuyorum. Okuyucu­lar roportajdan dolayi onlara maddi yardimda bulunursa, bu cok ho bir ey olur. Bu parayi uyuturucu almakta kullanmamalari konusunda onlari uyarabilirsiniz ama yine de bu onlarin parasidir artik.

Kadin olmaniz herhangi bir fark yarattl mi çalimalarinizda?

Dostça bir iliki oIuturabiImek için fotografini çekecegim insanlarla mumkun oldugu kadar fazia vakit geçiriyorum. Aradaki iIiki benim için çok önemli. Kadin olmak da bu iIikiyi kurabilmem açisindan çogu zaman benim lehimeydi. Birçok insan kadin oldugum için benden daha az çekiniyordu. Tiny kadin oldugum için fotograflarini çekmeme izin verdi. Hayatindaki diger insanlarla cok farkli bir ilikisi vardi. Ayni ekiIde tam anlamiyla bir maço olan Dean Damn de kadin oldugum için ailesinin fotograflarini çekmeme izin verdi. Etrafinda dolanip fotograf çeken bir erkege tahammül edecegini sanmiyorum.

Biraz da fotokrafa ilk baladisniz dönemlerden bahsedelim. Fotorafla ilk tanimaniz nasil oldu?

Resim ye sanat tarihinden mezun oImutum ye bir sureligine bir sehir planlamacisinin yaninda çaIitim. Ama kisa sürede bu iten nefret ettim ye tekrar okula dOnmeye karar verdim. Yuksek lisans için, mezun oldugum okuldan bir burs kazandim ye biraz da sans eseri fotograf bOlumünü seçtim. Fotografla ilk tanitigim andan itibaren onun etkisi altina girdim, neredeyse tutkulu bir ekilde fotografa baglandim. Hayatimin ii olacagini hemen kavramitim. Ertesi gUn, siniftaki herkes gibi bana da verilen kucuk bir kamera ile sokakiara çiktim. lnsanlarla fotograf araciligiyla temasa geçi­yor olmak benim 1cm mUthi bir duyguydu. Fotografta iyi olacagimi hissettim ye bu benim bütUn hayatimi degitird. 

Peki neden resmi biraktiniz?
Resim bana yalniz ye izole bir ugra gibi gelmeye baIadi zamanla. Ayrica ressam olma konusunda cok tutkulu degildim. Fotograf ise duygularimi, bilgilerimi ye baarma istegimi harekete geçirdi, bunu resimle hiç tatmamitim.

Sizin için Turkiye'nin önemli bir yen var sanirim. Karl yerinizin baglorinda bir burs alarak Turkiye'ye geldiniz...

Yunanistan'a gitmitim ye cok etkilendigim bu bolgeye tekrar gitmek istiyordum. Bu nedenle Turkiyeyi seçtim ye iki yil süren bu ilk gezimin sonucunda oluturdugum portfolyo profesyoriel hayatim cm iyi bir referans kaynagi oldu.

Fotoraf sektöründe adinizin duyulmasinda film setlerinde çektiiniz fotoraflarin da etkisi olmu okudukianima gore...

Set fotografi çekmeye ilk olarak 1967 yilinda baladim. Hem portre çekimleri yapabiliyor hem de röportajlar çikarabiliyordum. Bu düzenli olarak bir dergide çalimaktan daha avantajliydi. Kisa bir sure sonra, bu iin sadece faturalarimi odemekten öte dergi dunyasina da adim atmama faydali olacagini anladim. Dergilerde basilan ilk buyuk röportajlarim da film setlermnde çektigim fotograflar sayesinde gerçekleti.

Ayrica ilk buyuk çikiimi da dolayli olarak film setlerine borcluyum. 1969 yilinda Look dergisinden Fellininin Satyricon" filmi üzerine bir hikâye yapma teklifi aldim. çekimler için Roma'dayken, bir lngiliz televizyon ekibi, lngiltere'de cikan yeni bir kanun geregmnce kliniklerin kayitli bagimlilara uyuturucu verebilecekierinden soz etti. Hemen Look dergisi yazarlarindan Mary Simmons'u aradim ye beraber dergi editOrlerine gidip projeyi anlattik. Onlar da hikayeyi onayladilar ye ilk önemli cikiim olan bu roportaji gercekletirdim.

Bir dOnem de Magnum Photos lie çalitiniz...

Uzun sureli projeler gerçekIetirebilmek ye bu arada hayatimi sürdurebilmek cm, çalimalarimi pazarlamam gerekiyordu. Ama bunu yapmak için vaktim yoktu ye profesyonel bir yardima ihtiyac duyuyordum. Bu nedenle, fotograflarindan cok etkilendigim Henri Cartier‑Bresson'un da kuruculari arasinda bulundugu Magnuma bavurdum ye 1977 yilinda uyeligi kabul edildim. Magnumum cok karmaik bir iIeyii vardir; kooperatif mantiginda tüm fotografçilar ajansin ortaklaridir ye ajansin ileyii hakkinda bire bir sOz hakki sahibidirler. Ajansin bana cok katkisi oldu ama dört‑be yilin sonunda kendi baima devam etmemin daha kolay olacagini gorerek ajanstan ayrildim. Daha sonra dört arkadaimla bir ajans kurduk ama bu da cok uzun Omürlü olmadi ye yedi yil sonra ajansi dagithk. Ben de 1988'de kendi fotograf ajansimi kurdum ye yaklaik 12‑13 yildir turn ilikilerimi bu yolla çozuyorum.

Fotograf çekerken nelere dikkat edensiniz?

Beni airtan ye harekete geciren olaylari fotograflamayi seviyorum. Fotograf degiik bir sanat. Fotografi fotgraf yapan bazen kareye dahil edilen bazen se diarida birakilan oluyor. Fotograf çekmek cm bir formul oldugunu duunmuyorum. Bazen firsatlar cikiyor biz kullanamiyoruz. Bazense firsat çikmiyor. Onemli olan firsat geldigmnde onun bir firsat oldugunu anlayabilecek kadar dikkatli ye hazir olmak.

214U-269-008
MARY ELLEN MARK, Jeff Gillam ve Stacy Spivey, Mckee, Kentucky, 1990

210K-116-010
MARY ELLEN MARK, Damm ailesi arabalannda, Los Angeles, California, 987

300E-027-18A
MARY ELLEN MARK, "Rat" ve Mike, Seattle, Washington, 1983

214H-143-002
MARY ELLEN MARK, Amanda ve Kuzeni Amy, Kuzey Carolina, 1990

"Daha cok ilgilendigim insanlariri fotograflarini çekmeyi tercih ecliyorum. Genellikie fotograflarini cektigim insanlar daha sonradan benim arkadalarim oluyor. KarilikIi bir guven oIuturabilmek için fotografçinin cok dürüst olmasi gerekiyor. Ornegin Ku Klux Klan'Iarin fotograflarini cek­mek cok zordu, çunku hicbir zaman bana tam anlamiyla guvenmediler. Belki de onlarin inanilarini benimsemedigimi sezdiler. Ama hangi durumda olursa cisun fotografçi durumu kontrol edebilecek yetenege sahip olmali. Dokumanter fotografçilikta her iki taraf da biriikte uzun bir zaman geçirileceginin farkindadir. Her zaman kamera karisinda hayatlarinin en mahrem detaylarini payIamaya hazir birilerini bulmak o kadar da kolay olmuyor."

Agirlikli, olarak siyah beyaz çaI.iyorsunuz. Bu tercihinizin özel bir sebebi var mi?

Ben siyah beyaz fotografin anlatmak istedigimie daha dogru orantili oldugunu duunuyorum. Siyah beyazi kendim cok seviyorum. Buyuleyici bir etki­si var benim üzerimde. Acikçasi siyah beyaz göruyorum. Renkli fotografta ise oyle güç bir nokta var: Rengin arkasindaki gercegi gosterebilme. Fotografin sadece renkli bir fotograf olmaktan öte, bir seyIer anlatmasi gerek ki bu cok güc. çogu zaman sadece renklerdir dikkati ceken bu fotograflarda ye ona takilip kalirsiniz, o zaman da fotograf dekoratif olmaktan oteye gidemez. Bazi fotografçilar, renkleri ye içerigi birletirerek cok baariii gorsei ifadeler yaratabiliyorlar; ama bu soz konusu olmazsa fotograflar hiçbir ey ifade etmiyor.

Siyah beyaz çaIimayi ter­cih ettiinize gore, baskilarinizi da kendiniz mi yapiyorsunuz?

Karanlik odada baski yapmayi uzun yiliar once biraktim. Dergilere röportajiar üreten birçok fotografçi gibi ben de karanlik odada geçiriien zamanin, fotograf cekmek için gerekli zamani azalthgina inaniyorum. Bu yuzden, baskilarini begendigim ve tam olarak guvendigim insanlarla yurutuyorum bu isi. 

Fotografi film üzerine istediiniz gibi düürmek daha Onemli o zaman?
Evet, benim için ilk fikir ye bunu gerçekIetirmek cok daha fazia önem taiyor.  Baski sirasinda goruntunun degiikIige ugramasina gerek kaimamasini tercih ederim. Sadece cektigim fotograflarin negatifteki ton araliginda basilmasirii bekierim. lyl bir baski tabii ki cok önemIi. Herhangi bir teknik fotograf kadar guçlu ya da herhangi bir fine‑art fotograf kadar yaratici fotografiar cekmeyi isterim. Tek istedigim bu ye elbette iyi bir baski bunun bir parçasi.

402J-043-03A
MARY ELLEN MARK Central Park, New York, 1967

Bu kadar ilginç konuyu bulmaniz zor olmuyor mu? Bunun 1cm ozel bir çaba harciyor olmalisiniz?

Günlük gazeteleri takip ediyorum. Hatta kimi zaman bana bu konuda yardimci olmasi için aratirmaciIaria çaIiiyorum. Genellikie konu bulmakta zorlanmiyorum, asil problemi bu konulari gazete ye dergilere kabul ettirmekte yaiyorum. Dergi editorleriyle sik sik temasa geçiyorum, onlara ayrintiii bir ekilde projeyi anlatiyor, gazete haberlerinden yola çikmisam haberin bir kopyasini gonderiyorum. Farkli ulkelerdeki dergilerle temasa geçiyorum. Her üikede sadece tek bir dergiye teklif gOtUrmeye özellikle dikkat ediyorum. Eger olumsuz yanit alirsam bu sefer ayni ulkelerdeki baka dergilere öneri gotüruyorum.  Tahmin edebileceginiz gibi, bir hikâyeyi oluturmak cok pahaliya mal oluyor.  Yolculuk, konaklamalar, yiyecek, film, araba kiralari, film banyolari, baskilar ye daha bircok masraf... Ustelik proje uzadikça masraflar da attiyor. Kimi zaman dergiler hikãye He ilgileniyorlar ama masraflari karilamak cm yeterli bQtçeleri olmuyor. Bu gibi durumlarda, bazi projeleri tamamlamak cm, aynr anda farkli dergilerle (ornegin Amerikan, lngiliz ye Alman dergileri gibi) caIimak iyi bir çozQm oluyor.  Boylece masraflar paylailiyor, dergiler daha az Odeyerek daha fazlasini aliyor ye rOportaj farkli ülkelerde yayimlaniyor.
Tabii her zaman ben önerilerde bulunmuyorum dergilere, onlarin da bana teklif getirdiken oluyor.

216B-012-003
MARY ELLEN MARK, Agnes Martin, Galisteo, New Mexico, 1992

601G-073-008
MARY ELLEN MARK, Clinton Albright, Santa Clarita, California, 1992

Dergilerle uzun yillardir bu kadar yogun olarak çaIian bin olarak dergilerin fotorafa yak1aiminda ne gibi dekiiklikIer var son dönemde sizin gözIemIediiniz?

Esasinda daha da gerilere gidersek, Margaret BourkeWhite zamaninda fotojurnalistler LIFE gibi dergiler tara­
findan desteklenirdi. Simdi sadece Qnlulerin ye moda dunyasinda isimlerin fotograflarini çekenlerin arkasinda duruyor dergiler. Ozellikle dokumanter fotograf için hicbir destek yok. National Geographic ye saylIi birkaç dergi diinda anlama yapmaniz çok zor oluyor. Bu yuzden her zaman kendinizi gelitirmeniz ye yeni projeler önermeniz gerekiyor dergilere.

Genelde fotograf editOrleri ye sanat yönetmenlerini suçlar projeleri geri çevrilenler. Halbuki bu tip kararlar daha yukarilarda" aliniyor. lyi bir fotograf editOru ya da sanat yOnetmeni dergisinde iyi roportajlar yayimlamak ister, senin yanindadir. Ama önerilerini reddedenler onlar degildir, iin ticari boyutunu yonetenler karar verir sonunda. Dokümanter fotograflar gereklidir ama bunlar derginin satacagini garanti etmez. Halbuki moda fotograflari veya unIulerin fotograflari satar.

Bir fotoroportaj cikarmak cok pahalidir ye Uzerinde cok zaman harcamaniz gerekir. Dergilerin turn bu parayi harcayip harcamamak istedikleri önem kazanir bu noktada. Ayrica riskildir de; bazilarini rahatsiz edebilir, belki de reklamverenler sevmeyebilir. Turn bunlar gozonunde bulundurulur bir proje teklifi geldigi zaman.

Yine de fazla umutsuz olmamak Iazirn. Eger iyi bir hikaye cikardiysaniz, bastirmak için mutlaka bir yol bulunur. Belki bu sene basilmaz ama bingun mutlaka basmak isteyen bir dergi çikacaktir. 

Fotoraf olmasaydi ne olurdu dedikiniz oldu mu?

Geriye donup baktigimda tek bir eyi dahi degitirmek istemezdim. Fotograf olmasaydi hayal edemeyecegim kadar farkli olurdu hayatim, onu biliyorum. En onemlisi hayatima anlam veren bu kadan harika insani tanimami olacaktim. Fotografla dolu uzun bir omur geçirmeyi umuyorurn, cunku destan" henüz bitmedi…

215R-528-004
MARY ELLEN MARK, Craig Scarmardo ve Cheyloh Mather, Texas, 1991



END